MEB ELEKTRONİK KARNE UYGULAMASINI YÜRÜRLÜĞE KOYDU. ÇOCUĞUNUZUN KARNESİNİ
GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN


« Önceki |

25/8/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Karıncanın azmi

Yaklaşan kış öncesi gıda ve dolgu malzemelerini yuvalarına taşımaya çalışan karıncalardan birisi, kendisinden en az 10 kat büyük izmariti yaklaşık 16 metre uzaklıktaki yuvasına taşıdı.

İzmariti 5 metre durmaksızın götüren karınca, önüne çıkan basamağı aşmak için bayağı çaba sarf etti. Yaklaşık 25 santimetre olan engele tırmanmaya çalışan karınca tam engeli aşmak üzereyken aşağı kaydı. Dördüncü denemesinde de engeli geçemeyen karınca, engeli farklı bir yerden aşmak için arayışa girdi.

İŞTE KÜÇÜK KARINCANIN YAŞAM MÜCADELESİ-VİDEO

İZLEYİN


Engelin biraz soluna doğru giden karınca, kaygan olmayan yer bularak sonunda tepeye çıkmayı başardı. Tepede yaklaşık 50 santimetre daha ilerleyen karınca bu kez aşağı inmenin yollarını aradı. Hiç dinlenmeyen karınca, izmariti 25 santimetre yüksekte bulunduğu yerden aşağı atmak yerine ağzıyla tutarak indirdi. Önüne çıkan ufak engelleri de aşarak 10 metre daha giden karınca yuvaya yaklaşmayı zorda olsa başardı.

 İzmaritle gelen karıncayı gören yuvadaki diğer karıncalar da el birliğiyle kışın dolgu malzemesi olarak kullanacakları izmariti yuvaya soktu.

CİHAN

;

21/7/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Açık zihinli olmanın 5 yolu

<_script />

Açık zihinli olmanın 5 yoluGenciz, kafamız dinç, zihnimiz taze. Yine de hayat kolay değil, hepimizin yaşadığı zorluklar, aklımızın takıldığı sorunlar var. Eh, zaman da belli bir hızla geçip gidiyor. Beynimizi her daim zinde tutmak için bulmaca çözmek dışında yöntemler de var. Zira beyin de kaslardan oluşuyor ve onu güçlendirmek mümkün. Bakınız burada beynimizi daha bir hakkıyla kullanmanın bazı yollarını derledik sizin için:

1- Kelimeler sizi ezip geçmesin
İster üniversitede profesör olsun ister manav, herkesin duyup da anlayamadığı birtakım kelimeler vardır. Olabildiğince çok kelimenin anlamını öğrenmek, düşünme gücümüzü de arttırır. Kelimeler sadece harflerden oluşan birer sembol yığını değildir; boylarından büyük kavramları tanımlarlar. Ne kadar çok kavrama aşina olursak anlayışımız da o kadar gelişir.

Anlamadığınız her kelimenin ne demek olduğuna bakıp öğrenmeyi alışkanlık haline getirin. Iyi bir sözlük de bu işe yarayabilir ama elimizin altında dünyanın en geniş kaynağı olan internet var. Bir de bolca kitap okumanın hakkını kimse yiyemez tabii.

2- Günlük hesapları kafanızdan yapın
Sayılarla örülü bir dünyada yaşıyoruz. Saat, fiyat etiketi, indirdiğiniz dosyanın yüklenme hızı… Etraf sayıdan geçilmiyor. Bizim de zaman zaman kimi hesaplar yapmamız gerekiyor. Aldığınız dergi için verdiğiniz paranın üstü, arkadaşınızla gittiğiniz kafede ödediğiniz hesabı bölüşmek, kız/erkek arkadaşınıza doğum gününde alacağınız hediyenin yetişmesi için haftada ne kadar para biriktirmeniz gerektiği… İşte bu tip hesapları önce kafanızdan yapın. Hesap makinesi diye bir şey olduğundan biz de haberdarız, problem zorsa makine kullanmaya da itirazımız yok ama pratik yaptıkça giderek daha iyi olursunuz.

3- Normalde ilginizi çekmeyen bir şey öğrenin
Eğer spor öncelikli ilgi alanınız ise, örneğin tarihle ilgili araştırma yapın. Magazine meraklıysanız politik olaylara göz atın. Fizik seviyorsanız müzik ile ilgili bir şeyler öğrenin. Normalde burun kıvıracağınız şeylere bile bir şans tanıyın; araştırınca altından enteresan şeyler çıkabilir. Kendini kalıplara sokan kişilerden olmayın. Tıpkı yeni kelimeler öğrenmek gibi yeni konulara da zihninizi açmak, düşünme ve algılama kapasitenizi geliştirir.

Açık zihinli olmanın 5 yolu4- Daha çok bilim-kurgu!
Kurgu olan her şeye saygımız var: öyküler, filmler, oyunlar, romanlar… Keyifli, iç burkucu, bilgilendirici… Bu çok güzel, ama zihnimizi açmanın en eğlenceli yollarından bir tanesi bilim-kurguya eğilmek. Beynimizi gıdıklayacak içeriklere sahip oluyor çoğu. Gerçeklikle gerçek dışının bir araya gelmesi insanın zihnini çalıştırıyor. Hem içlerinde sandığınızdan da çok bilgi var.

5- İnandıklarınızı sorgulamaya her an hazır olun
Dünya üzerinde her an mutsuzluk verici şeyler yaşanıyor. Bireysel sıkıntılar, toplulukları etkileyen acılar… Fikirlerimizin, kararlarımızın doğruluğunu gözden geçirmemiz gerekebiliyor. Oysa insanlar genellikle savundukları şeylerde haklı oldukları konusunda inatçı olmayı seçiyorlar. Öyle olabiliriz ama olmama ihtimalimizi de göz ardı edemeyiz. Pek çok konuda yanılıyor olabileceğimizi kabul etmek gerekebilir. Kanıtları kendinize çevirmektense fikrinizi kanıtlara göre değiştirmek daha mantıklı olabilir. Bu çok zor ama zihnimizi çok taze ve açık tutan bir alışkanlık.

<_script />

;

7/7/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sudan Bir Konu

 

Sudan Bir KonuEkonomide temel bir varsayım vardır, buna göre “kaynaklar sınırlı, insan ihtiyaçları ise sınırsızdır”. Bu nedenle kaynakları verimli kullanmamız gerekir. En önemli insan ihtiyacının ne olduğunu düşünürsek, herhalde ilk aklımıza gelen şey su olur.

Bulmacalarda bolca karşımıza çıkan bir soru vardır. Cevabı “su” olan soru şöyledir: Başlıca içeceğimiz nedir? Hayatımızdaki pek çok şeyi başka bir şeyle ikame edebiliriz; ama suyun yerini alabilecek başka bir madde yoktur. Su yalnızca insanlar için değil, bütün canlılar için de en önemli doğal kaynaklardan biridir.

Su kendi kendini yenileyebilen bir kaynak olmasına rağmen sürekli artan nüfus, iklim değişikliği, çevre kirliliği, su kullanımındaki israf gibi nedenlerle dünya bir su krizi yaşıyor. Su kaynakları hem miktar hem de kalite yönünden pek çok ciddi sorunla karşı karşıya.

Dünyadaki toplam suyun %97’sini tuzlu su kaynakları oluşturuyor. İnsanların su ihtiyacını karşılamakta kullanılabilecek olan %3’lük tatlı su kaynaklarının büyük bir bölümü ise buz ve buzullardan ibaret. Bu kaynakları da elediğimizde insanların dünyadaki su kaynaklarının %1’inden daha azını kullanabilir durumda olduklarını görüyoruz. Yani dünyadaki tatlı su miktarı gerçekten çok sınırlı. Bu kısıtlı su kaynaklarına rağmen dünyadaki su tüketimi günden güne artıyor. 1940 yılında dünyadaki toplam su tüketimi yılda yaklaşık 1000 kilometreküp iken, günümüzde bu oran 5000 kilometreküpe yaklaşmış durumda.

Bugün 1,4 milyar insan, yani dünya nüfusunun %20’si yeterli içme suyundan yoksun halde yaşıyor.

2,3 milyar kişi ise sağlıklı su bulmakta zorlanıyor.

Her gün 35.000 insan susuzluktan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.

Her yıl 2 milyon çocuk temiz su ve tuvalete sahip olmadığından ölüyor.

Tahminlere göre 2025 yılında 3 milyardan fazla insan, 2050 yılında ise 4 milyara yakın insan susuzluk çekecek.

Hatta bazı uzmanlar 15 yıl kadar sonra tarımsal üretimde kullanmakta bile su sıkıntısı çekeceğimizden dünyada ciddi bir gıda sorununun da başlayabileceğini belirtiyor.

Sudan Bir KonuTürkiye su fakiri oluyor

Ülkeleri su varlıklarına göre sınıflandırdığımızda, yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten az olan ülkeler “su fakiri”, 1000 - 3000 metreküp arasında olan ülkeler “su sıkıntısı çeken”, 3000 - 10.000 metreküp arasında olan ülkeler “yeterli suyu olan”, 10.000 metreküpten fazla olan ülkeler ise “su zengini” ülkeler olarak kabul ediliyor.

Türkiye’de bundan 20 yıl önce kişi başına düşen su miktarı 4000 metreküp civarındaydı. Yani ülkemiz “yeterli suyu olan” ülkeler kapsamına giriyordu. Bugün ise bu miktar 1430 metreküpe düştü. Bu da demek oluyor ki, Türkiye artık su sıkıntısı çeken bir ülke. Üstelik 20 yıl sonra bu miktarın 1000 metreküpün de altına düşmesi bekleniyor. Demek ki kısa bir süre sonra su fakiri ülkeler arasına girmemiz işten bile değil.

Türkiye son 40 yılda sulak alanlarının yarısını kaybetti. Amik Gölü, Avlan Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış ve Eşmekaya sazlıkları tamamen kurudu. Beyşehir Gölü, Tuz Gölü, Akşehir-Eber Gölleri, Bafa Gölü, Eğirdir Gölü, Manyas Gölü, Kulu Gölü, Sultansazlığı ve daha pek çok sulak alan ise giderek kuruyor ve kirleniyor. Ülkemizin yer altı suları da hızla tükenmekte. Her sene yer altı su seviyesi 1-2 metre kadar düşüyor.

Suyu nasıl kullanıyoruz?

Sudan Bir KonuÜlkemizde su kullanımının %72’si tarımsal, %18’i evsel ve %10’u da endüstriyel kullanımdır. Tarımsal sulamanın %90’a yakın bir kısmı vahşi sulama adı verilen geleneksel yöntemle yapılıyor ve bu da büyük bir su israfına yol açıyor. Üstelik bu sulama yönteminde alınan verim de düşük. Tarımda mutlaka modern sulama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor.

Endüstriyel su kullanımında ise en önemli konu arıtma. Bir litrelik arıtılmamış atık su tam sekiz litre tatlı suyu kirletiyor. Böylelikle su kirliliğinin önü alınamıyor ve kirlilik sürekli artıyor. Endüstriyel işletmelerin yalnızca %10’u arıtma tesisine sahip. Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metalar içeren atık suların sadece %22’si arıtılıyor, %78’i ise arıtılmadan göl, ırmak ve denizlere bırakılıyor. Ülkemizde bulunan 3215 belediye arasında ise yalnızca 141’inin kanalizasyon sistemi var, bunun da sadece 43 tanesinde arıtma tesisi bulunuyor. Yani kanalizasyon sularının %99’a yakın bir kısmı hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere akıyor. Bu durum sularımızın hızla kirlenmesine sebep oluyor. Şüphesiz bu konularda hükümetlere büyük görevler düşüyor. Fakat evsel su kullanımlarımıza baktığımızda da durumun çok farklı olmadığını görüyoruz.

Evimizde kullandığımız suyun %40’ını boşa akıtıyoruz. Yani her 5 litre suyun 2 litresi israf oluyor. Aslında bu israfı önlememiz çok kolay. Örneğin; meyve-sebze yıkarken musluğu açık bırakmazsak yılda 16 ton, dişlerimizi fırçalarken suyu kapatırsak 48 ton, duş süremizi kısaltırsak 18 ton, sifonu gereksiz kullanmazsak 16 ton, bulaşıklarımızı makinede ve tam kapasiteyle yıkarsak 40 ton su tasarrufunda bulunabiliriz. Bunların dışında başka pek çok yolla da bireysel kullanımlarımızda su tasarrufu yapabilir, ülkemizin su fakiri bir ülke haline gelmesini önlemek için elimizden gelen çabayı gösterebiliriz.

Sudan Bir Konu

Neler yapalım?

Evde kullandığımız temizlik maddeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışıp su kaynaklarını kirlettiğinden, içinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik maddelerini kullanalım,

Dişlerimizi fırçalarken, tıraş olurken ya da bulaşık yıkarken musluğu açık bırakmayalım,

Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye klozetlere asılan maddeler kanalizasyona karışıp kirliliğe sebep olduğundan bunları kullanmayalım,

Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözünmesini sağlayan yararlı bakterileri de öldürdüğünden çamaşır suyunu olabildiğince az kullanalım,

Akan tesisatlarımızı onaralım,

Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanalım,

Bahçe sulamak için buharlaşmanın en az olduğu sabah veya akşam saatlerini tercih edelim,

Araba yıkarken hortum yerine kova ve sünger kullanalım,

Daha az su tüketen duş başlıkları kullanalım,

Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanalım.

Unutmayalım ki suyu boşa harcama gibi bir lüksümüz yok. Hem kendimizin hem de çocuklarımızın susuz kalmasını istemiyorsak, çok geç olmadan buna yönelik önlemlerimizi almalıyız. Daha önce de söylediğimiz gibi su, yenilenebilir bir kaynak. Yani suyu düzgün ve verimli kullanırsak doğa bizi susuz bırakmaz. Bunun yolu da doğayla uyum içerisinde yaşayabilmeyi öğrenmekten geçiyor.

 Kaynak:İş'te GENÇ

;

2/7/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Amazon Ormanları-video

;

23/4/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalp Krizi ve Sıcak Su

 
 

 

Kalp Krizi ve Sıcak Su
Bu çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir.
Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler.
Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.
Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size
hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve
yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.
Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi





- Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da
farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka
göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

 

;

Eğitim/ Kültür/ Sanat/ Edebiyat

↑ Grab this Headline Animator



Fotoğraf Siteleri

Yarışma Sınav

MATEMATİK OYUNLARI

BİYOGRAFİLER

Matematik Animasyonları
(Animasyonlar-Sunumlar)

Eğitim Siteleri

İl Mili Eğitim Müdürlükleri

Ders Destek Merkezi


Online oyunlar

HAYVANLAR ALEMİ
National Geographic
PBS Nature

Oyun Siteleri http://www.soymet.blogcu.com'a HOŞ GELDİNİZ!..TRAFİK CANAVARLARINA DİKKAT!... YOLCULUGUNUZ SIRASINDA Lütfen TRAFİK CANAVARI Olmayınız..SİTEMİZDE İYİ ZAMAN GEÇİRECEĞİNİZİ UMUYORUZ.


free counters

Son Yazılar

Toplama Çıkarma

Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız
Get Free Shots from Snap.com

Arkadaşlarım

hobilerimden

muratkurt

uygarradikal

fatoscb

genocide

gökhan kaplan

ling

HASAN YILMAZ

umutcocuklari

turkkceegitimi

yenilenmek

meyvelerinfaydalari

sena96

desoyoz

kelebek50

kiminelikimincebinde

benyaziyorum

yagmurzamani94

bilimhaber

imlakilavuzu

enguzelgunler

amanitaverna86

ramazan5a

kartanesi35

cilginogretmen

satiyorumsaaattim

ogretmen68

benyaziyorumflashheader

Bağlantılarım

Özel Arama

VİDEOLARIM







Blogcu ile yapıldı

VİDEOLARIM/Kısa Film-"SON UMUT"


*LÜTFEN İZLEYİN*

20/1/2008